İşkembe & Paça Çorbası

Yazın ayda bir defa, kış aylarında ise ayda 2-3 sefer pişirdiğimiz favori çorbamız işkembe-paça çorbası. Benim çocukluğumdan beri bayıldığım bir çorbadır. Çocukken evimizde hiç pişmezdi, o yüzden dışarıda bir yerde yeme imkânı bulduğumda hiç kaçırmazdım. Şimdi, evimizde bol bol pişiriyorum, özlem gideriyorum.

İşkembe, selenyum, çinko, kolin, demir, fosfor ve b vitaminleri açısından zengin bir sakatat. Kolin (ing. choline) özellikle beyin ve sinir sistemi sağlığı açısından çok önemli bir besin. Yumurta sarısında da, işkembede de bolca bulunuyor.

KOLAJEN

Paça ise kolajen proteini çok zengin olan bir sakatat. Kolajen sağlıklı kaslar, kemikler, eklemler, cilt ve sindirim sistemi için vazgeçilmez bir besin. Vücudumuz yaşlandıkça kolajen üretimimiz azalıyor. Bahsettiğim organların sağlığını korumak, cilt kırışıklıklarını azaltmak için paça çorbası birebir.

Bağırsak duvarımızdaki koruyucu tabaka maruz kaldığımız kirlilikler sebebiyle aşınıp zarar görerek, Tip 1 Diyabet de dahil pek çok hastalığın temelinde yatan geçirgen bağırsak sendromuna sebep oluyor. Kolajen proteini, sindirim sistemimizdeki bu hasarların iyileştirilip, bağırsak duvarının tekrar sağlıklı bağ doku ile kaplanmasına yardımcı oluyor. Yani geçirgen bağırsak duvarını onarıyor. Bana göre en önemli faydası bu.

Yaşlandıkça kırışıklık miktarını azaltmak isteyenler için de elzem bir protein kolajen.  Ciltteki ölü hücrelerin temizlenmesini ve yeni hücre oluşumunu destekleyerek, daha sağlıklı cilt, tırnak, diş, saç oluşumu sağlıyor.

Kolajenin içinde bulunan Glisin aminoasidi ise özellikle sinir sisteminin detoksu için çok faydalı. Alüminyum ve tarım ilaçlarında kullanılan en zehirli madde olan glifosatın vücuttan atılması için önemli bir madde glisin aminoasidi.

Dışarıda yenilen işkembe-paça çorbaları genellikle un kullanılarak terbiye edilmiş oluyor. Biz glutensiz beslenmemiz sebebiyle bu çorbayı unsuz hazırlıyoruz. Bence daha lezzetli oluyor. Her yemeğe un karıştırmanın ne âlemi var 🙂

Bu çorbayı uzun zamandır kuzu paça ile yapıyordum. Yalnız bir süre önce dana paça kullanmayı denedim ve daha önce denemediğime pişman oldum. Dana paça, kuzu paçaya göre kesinlikle daha çok kıkırdak yapı ve ilik içeriyor. Ayrıca çorbanın aroması dana paça ile çok daha değişik ve hafif. İşkembe-paçadan pek hoşlanmayan annem bile dana paça ile yaptığım çorbayı daha rahat içti hem kokusu hem de tadının hafif olması sayesinde.

MALZEMELER

  • 1 kg dana işkembe
  • 1 adet dana paça (2-3 adet kuzu paça da olabilir)
  • Bolca sarımsak
  • Tuz
  • Su

YAPILIŞI

  1. İşkembe ve paçayı aldığım yer gayet iyi temizlemiş oluyor ancak ben yine de soğuk suyun altında iyice yıkayıp öyle tencereye koyuyorum. Tencereye, altta kalıp daha iyi pişmesi için önce paçayı, onun üzerine işkembeyi koyuyorum. İşkembeyi çiğken doğramak çok zor, o yüzden bütün hâlinde koyup, piştikten sonra doğruyorum.
  2. Tencereye 3 litre kadar su ilave edip, ocağın altını yakıyorum.
  3. Kaynamaya başlayınca üzerinde bir miktar köpük oluşmuş oluyor. Onları kaşıkla aldıktan sonra ocağın altını kısıp 4-5 saat kısık ateşte pişmeye bırakıyorum.
  4. Kısık ateşte pişerken 1 yemek kaşığı kadar çekilmemiş kaya tuzu atıyorum.
  5. 4-5 saatin sonunda ocağı kapatıp, işkembe ve paçaları tencereden çıkarıp bir kaba soğumaya alıyorum.
  6. Etler soğurken, ben diyim 2 baş, siz diyin 3 baş sarımsağı soyup, sarımsak ezici ile ezerek çorbanın içine atıyorum. Sarımsak miktarında sınır yok, ne kadar isterseniz koyabilirsiniz. Biz bol sarımsaklı seviyoruz.
  7. İşkembe soğuduğunda, küçük kuşbaşı parçalar hâlinde doğrayıp tencereye atıyorum. Paça ayıklamak biraz daha uğraştırıyor. Ama dana paça ayıklamak kuzu paça ayıklamaktan çok daha kolay. Kemik üzerindeki bütün kıkırdak yapıyı ve etleri, bıçak yardımıyla sıyırıp, küçük parçalara bölüp tencereye atıyorum. Dana paçanın içindeki ilikleri de sert bir zemine vurarak içinden çıkartıyorum. Paça ayıklama esnasında çocuklar rahat bırakmayıp, gidip gelip kıkırdakları aşırıyorlar 🙂 Kurtarabildiğim kalan parçalar çorbaya gidiyor.
  8. Sarımsak ve doğranmış etlerin içine atıldığı çorbayı son bir defa ve çok kısa süre (1 dakikadan az) kaynatıp ocağı kapatıyorum.
  9. Çorbayı içerken içine sirke ya da limon sıkanlar var ama biz sade seviyoruz. Sirkeyi, çorbanın yanına yaptığımız ve çok iyi giden marul salatasında tüketiyoruz.

Afiyet olsun 🙂

Leave a Reply

%d blogcu bunu beğendi: