Oğlum 10 ay 3 haftalıktı.  Cuma gününden itibaren bir farklılık vardı üzerinde. Parka gittiğimiz zaman eskisi gibi hareketli ve neşeli değildi. Haftasonu da benzer şekilde geçti. Neden olduğunu bilmiyor, ancak ciddi bir belirti olmadığı için doktora da gitmiyorduk. Gözlemleyebildiğimiz tek belirti yorgunluk ve enerji düşüklüğü idi.

Durumu 16 Haziran 2014 Pazartesi günü kötüleşti. Hiç hareket edecek takati yoktu. Yatakta olduğu gibi hareketsiz yatıyor, kolunu bile kıpırdatamıyordu. Sürekli ateşini ölçüyordum ancak ateşi yoktu. Akşam üzeri kusması üzerine doğruca doktorumuzun yolunu tuttuk. Doktorumuz boğazına baktı ancak bir enfeksiyon belirtisi göremedi. Ancak bir şeylerin yanlış olduğunu o da sezmiş olmalı ki bizi Güven Hastanesi Çocuk Acil’e yönlendirdi bazı kan ve idrar testleri için.

Hastanede örnekleri verip sonuçları beklerken oğlum bir defa daha kustu. Derken acil doktoru bize henüz ne olduğunu anlayamadığımız haberi verdi. “İdrarda şekeri çok yüksek çıkmış, kandan bakacağız”. Daha “bu ne demek oluyor” diye düşünürken biz, bir hemşire elinde kan şekeri ölçüm cihazı (glukometre) ile gelip oğlumuzun parmağından ölçüm yaptı. Glukometrenin gösterdiği değer “HI” idi. Sonradan öğrendik ki kan şekeri çok çok yüksek iken, cihaz böyle gösterirmiş. Hemen bir kan testi daha yapıldı, onun sonucunu beklerken doktor bir yerleri aramaya, hemşireler bir şeyler hazırlamaya başlamıştı bile.

Derken kan tesi sonucu şekerinin “583” çıktığı söylendi. O anda doktorun ağzından döküldü “Tip 1 diyabet” sözü. Ardından da “Oğlunuz diyabetik ketoasidoz komasında. Durumu çok ciddi, yoğun bakıma almalıyız, daha teşekküllü bir hastaneye acil sevkedilmeli” sözleri. Yaşadığımız duyguların tarifi yok. Dilerim hiçbir anne baba yaşamaz bu acıyı. “Oğlumuz yaşayacak mı?” sorusu beynimizi yüreğimizi kemirip dururken tek yapabildiğimiz hemşireler yoğun bakım odasını ve insülin serumlarını hazırlarken herşeyden habersiz yarı baygın yatan yavrumuzun elini tutabilmekti.

Transfer olabileceğimiz, çocuk endokrinoloji bölümü bulunan bir hastane bulmamız çok uzun sürdü. Doktor birkaç yeri aradı ancak “yerimiz yok” cevabını aldı. Yavrum ölüm-kalım mücadelesi verirken, hastanelerin bu cevabı verebilmesi ne kadar korkunçtu. Çaresizce tanıdığımız herkesi arayıp oğlumu kabul edebilecek bir hastane bulmaya çalıştık. Bize cehennem azabı gibi gelen uzun bir zaman sonra Sami Ulus Çocuk Hastanesi’nin kabul ettiği haberi geldi. Ambulansla oraya geçtik.

Bizim için hayati önem taşıyan, onlarsız evden dışarı adım atamadığımız iki çantamız: kan şekeri ölçüm cihazı ve iğne çantası.

Sami Ulus’ta 3 gün yoğun bakımda kaldı oğlum, ardından 2 hafta endokrin servisinde. Sürekli kan almalar, sürekli bağlanan serumlar, yapılan tetkikler onu da beni de çok strese soktu. Orada yaşadıklarımızı şu anda yazmak bile istemiyorum. Ama Allah’a sonsuz şükrediyorum ki oğlumu bize bağışladı. Ben onun için bir ömür boyu pankreas olmaya hazırım.

Oğlumun 1 yaşına basmasına 1 hafta kala taburcu olduk hastaneden. Ve artık bizim için iğneler, insülinler, parmak delmeler, 2 saatte bir şekerini ölçmek için kalktığımız uykusuz gecelerle dolu yepyeni bir hayat başlamıştı.

Oğlum tip 1 diyabetsiz bir hayatı hiç hatırlamıyor. Bu kadar küçük yaşta bu hastalığa yakalanmasını kimileri bir şans kimileri ise büyük zorluk olarak niteledi. Biz ise 3.5 yıldır alışmaya çalıştığımız bu hastalığın getirdiği tüm zorluklara göğüs germeye çalışıyoruz.

Bu teşhis, şimdiye kadar yanlış yaptığımız pek çok şeyi görmemize ve yaşam, beslenme şeklimizi kökten değiştirmemize vesile oldu. Ben bunu bir nevi “aydınlanma” olarak tanımlıyorum. “ Tip 1 diyabet öncesi” bir ben varım, bir de “tip 1 diyabet sonrası” ben. Tip 1 diyabeti temsil eden renk olan “mavi”yi gördükten  sonra, “yeşil” yaşamayı adım adım öğrenen ve öğrendikçe daha mutlu olan bir anneyim.

Bu yazıyı yazmak, o anları hatırlamak ve yeniden yaşamak o kadar zordu ki benim için. Her 16 Haziran’da, diyabet yıldönümümüzde, gözümün önünden geçer bu anlar. İçim burkulur, gözümden yaşlar dökülür şu anda olduğu gibi. Tek dileğim bu hastalığın tedavisinin bulunması ve buna yakalanan tüm yavruların tamamen iyileşmesi.

Tip 1 diyabet hastalığı ve belirtileri hakkındaki yazıma buradan ulaşabilirsiniz.