Hakka Davet

Sansürcü, fikir hürriyeti karşıtı, küresel elit patronları ne derse onu yapmaya programlı facebook denen illetin hesabıma koyduğu kısıtlama devam ediyor. Yakında beni toptan çıkarabilir. Paylaşımlarımı maviyesilanne.com blog adresimden yapmaya devam ediyorum ve edeceğim Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın izniyle.

Bir ay kadar önce, Müslümanların ortak dileğini gündeme getirmiş Ayasofya baş imamı. Evet, Müslüman olan herkes Allah’ın hükmüyle yönetilmek ister. Aciz insanın, kibirlenerek kendi kendine koyduğu, aciz ve yetersiz olduğu yüzyıllar boyunca kanıtlanmış insan kanunlarıyla değil.

Ayasofya baş imamı az söylemiş, ek söylemiş aslında. Anayasadan laikliği çıkartmakla iş bitmiyor. Bu anayasa denen insan uydurması sistem kökünden batıl. Tek anayasamız Kur’an’dır ve Sünnettir bizim. Anayasadan laikliğin çıkarılması Allah’ın Hak düzeninin kurulmasında minicik bir bebek adımı bile sayılmaz kanımca. Temeli yanlış olan bir şeyin üstüne yama yapmak ne fayda?!

Kâfir M.kamal’in ülkeyi zahirde kurtarıp(!), aslında batıl Batı’nın kopyası hâline getirme, dinsizleştirme çalışmalarının sonuçlarından biridir Fransa’dan ithâl ettiği laiklik.

Ve laiklik, tam olarak dinsizlik demektir. Laiklik İslâm’ın karşısındadır. Din, beyin yıkama ve sisteme/tağuta ses çıkaramayan köle yetiştirme fabrikaları olan okullarda öğretildiği üzere “kul ile Allah arasında” değildir. DİN HAYATTIR. Şu dünyadaki insan hayatı ile ilgili her şeyi kurallara bağlamıştır İslâm.

İslâm, hem dünya hem de ahiret saadetine erişebilmemiz için yüce Rabbimizin bizlere gönderdiği kurallardır.

“Elhamdullillah Müslümanım” diyen bir kişinin, “Allah’a inanıyorum ama toplumsal hayatta insanların koyduğu kurallara uymak gerek” deme gibi bir imkânı yoktur. Diyorsa, Allah’a ortak koşan bir müşriktir. Çünkü, hakimiyet, hükmetme yetkisi her şeyin yaratıcısı olan Allah Subhanehu ve Teâlâ’ya aittir. Baş kâfirin dediği gibi “egemenlik kayıtsız şartsız milletin” değil, elbette Allah’ındır.

Batıl yönetim, son zamanlarda İslâm ve İslâm savunucularına karşı zulmünü tüm gücüyle arttırmaktadır. Ayasofya baş imamına açılan davalar, hilafet çağrısı yapan hanımlara yapılan göz altılar, İslâm’ı ve tevhidi anlatanlara terörist muamelesi edip esaret altına almalar… Zulüm ayyuka çıktı.

Zulme sessiz kalanlar zulme ortak olurlar. Eğer haktan yana iseniz, Müslüman iseniz sesinizi çıkarmakla yükümlüsünüz. Müslümanlara yapılan 100 yıllık zulmün hesabını sormak ve sonlandırmak zamanı gelmiştir. Gerekirse en yakın çevremizden (ailemizden, komşularımızdan) başlayarak Hakkı anlatmaya ve Hakka davet etmeye mecburuz.

Müslümanlık şimdiki zamanlarda anlaşıldığı gibi değildir. Müslümanlığın temeli TEVHİD’dir. Kim TEVHİD’den uzak yaşıyor ise müslümanlığı laftadır, ameli ise boşadır.

Tevhid’e sahip çıkmak için ilk olarak, yönetimde Allah Subhanehu ve Teâlâ haricinde hiç bir yaratılmışın sözünün geçemeyeceğini anlamamız gerek. Müslümanlar, Rablerinin ve tek önder ve örnekleri olan Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in buyruklarına uyarlar. İnsan yapımı; demokrasi, laiklik ve bunlara alet olan çağımızın tağutlarının koyduğu kurallara değil.

Dünya küresel şeytani güçlerin elinde oyuncak olmuş iken (bkz. SAHTE pandemi = YALANDEMİ) tek kurtuluşumuz Hakkın hakim olup, batılın çökmesindedir.

Leave a Reply