Fizikteki Yalanlar – “Electric Universe” vs. “Big Bang”

Şeytanın bilimine hizmet eden CERN’deki bilim insanları sözde “Tanrı Parçacığı”nı arayadursun, kainatın temel işleyiş mekanizmasını anlayabilmek adına yapılan bağımsız çalışmalar; ahlaklı, vicdanlı ve herhangi bir çıkar amacı gütmeden sadece gerçekleri anlayabilmek peşinde koşan gerçek bilim insanlarının yolunu “Electric Universe” (EU) – “Elektrik Evren” teorisine çıkarıyor.

Şimdiye kadar kâinatın oluşumunu açıklayabilmek adına oluşturdukları kütleçekimsel evren modeli ve bu modelin getirdiği “Big Bang”-Büyük Patlama teorisi sadece kütleçekim kuvveti temelli olup, evrende gözlemlenen pek çok hakikatı açıklamakta yetersiz kalırken; Elektrik Evren teorisi bütün gözlenen astrofiziksel olayları (galaksilerin hareketleri, nebulaların oluşumu vb) açıklamakta son derece başarılı oluyor.

“Big Bang”ci bilimciler, evreni gözleyip gözlemlediklerini anlamaya çalışmak ve bunun için deneyler kurmak yerine; karmaşık matematik problemleri içerisinde kelimenin tam anlamıyla boğulup kaybolmuş durumdalar. Hakikatın peşindeki, bağımsız ve zamanının çok ötesindeki bilim insanı Nikola Tesla bakın bu meseleyi ne güzel ifade etmiş:

Today’s scientists have substituted mathematics for experiments, and they wander off through equation after equation, and eventually build a structure which has no relation to reality.
– Nikola Tesla

Günümüz bilim insanları deneylerin yerine matematiği koydular, ve denklem denklem esas konunun dışına çıkmaktalar, ve bunun sonucunda hakikatle hiçbir bağlantısı olmayan bir yapı oluşturuyorlar.

– Nikola Tesla

 

Newton’un tek bir denkleminden yola çıkılarak kurulmuş olan kütleçekim kuvveti merkezli Big Bang evren modeli, yeni nesil uzay teleskobu ve sondalardan sürekli gelmekte olan bilimsel gözlem verilerini açıklamakta her geçen gün daha da zorlanıyor. En zayıf kuvvet olan kütleçekimi kuvveti ile evrende gerçekleşen muazzam şiddetteki olayları açıklayabilmek için gerçekten de matematiğe çok taklalar attırmaları gerekiyor. Öyle de yapıyorlar.

Hatta bu gözlemleri (özellikle galaktik rotasyonu) açıklayabilmek adına “Dark Matter”(Karanlık Madde), “Dark Energy”(Karanlık Enerji) gibi gerçekte var olmayan, tamamen uydurmasyon ve mantık dışı kavramları ortaya atmaktan çekinmiyor “ana akım fizikçiler”. Fiziğin geldiği hâl gerçekten de içler acısı.

Gözlemler sonucu elde edilen astronomik verileri kendi yetersiz kütleçekimi teorilerine uydurmaya çalışanlar; matematiğin dipsiz denklemlerini eğip bükerek “herhalde olsa olsa böyle bir karanlık madde olması lazım” sonucuna varıp, hakkında tek bir delil bulunmayan safsataları bizlere yutturmaya çalışanlar, kendilerini ne kadar gülünç hâle düşürüyorlar!

Buna rağmen astronomik gözlemlerle son derece uyumlu olan Elektrik Evren teorisi “ana akım bilimciler” tarafından neden dışlanıyor, itibarsızlaştırılıyor dersiniz?

Evet, cevap her zaman olduğu gibi yine dünyayı yöneten küresel elit aileler çetesi Kabal’a gelip dayanıyor!!! Şeytan (lanetullahi aleyh)’i ilah edinmiş olan bu tağutlar, insanların evren hakkındaki hakikatlere ulaşmasından sizce neden bu kadar korkuyorlar? Elektrik Evren teorisi bize neyi vaadediyor?

Evrendeki maddenin %99.999’unun “plazma” hâlde olduğu ana akım bilimin de kabul etmiş olduğu bir gerçek. Plazma; maddenin katı, sıvı ve gaz haricindeki 4. hâli olup, içinde elektronların serbest hâlde aktığı ve bu sayede elektriksel iletkenliği olan bir hâl. Yani, bu demek oluyor ki, evrenin tamamı elektriksel bakımdan birbirine bağlı ve etkileşim hâlinde.

Evrenin dokusundaki her şey elektriksel olarak iletken ve her yerde elektrik ve manyetik alanlar mevcut. “Big Bang” safsatacılarının uydurduğu gibi uzay “boşluğu”, içinde hiçbir maddenin olmadığı bir “vakum” değil. Plazma hâlinde ve üzerinde “Birkeland Currents” adı verilen elektrik akımlarının aktığı bir uzayda yaşıyoruz. Uzaydaki en seyrek madde bulunan bölgeler olan intergalaktik boşluklarda (galaksiler arası boşluklarda) dahi büyüklüğü 10^17-10^19 Amper şiddetine ulaşan elektrik akımlarının aktığı bilim insanları tarafından hesaplanmış durumda.

Şeytani çete Kabal neden “Electric Universe” teorisini sansürlemek ve insanlığa duyurulmasına ve bu alanda daha ileri seviye çalışmalara yapılmasına engel olmak istiyor? İlk akla gelen 2 sebebi yazıyorum:

  • Bu teori ile beraber gelecek olan keşifler “Bedava Enerji”nin kapısını sonuna kadar açacak. Merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbimiz Allah subhanehu ve teâlâ kâinatın dokusuna aslında ihtiyaç duyduğumuz tüm enerjiyi koymuş. Bizlerin akıllarımızı kullanarak, bu elektrik enerjisini kullanabiliyor olmamız gerekiyor.

Ancak dünyanın “Enerji Vampirleri” olan Kabal şeytanları, kendilerine bu zamana kadar bunca güç, iktidar, otorite ve para kazandırmış olan böylesine büyük bir sektörün ellerinden kayıp gitmesine sizce kolay kolay razı olacaklar mıdır? Savaşmadan teslim olmayacaklar elbette. Ancak biz de onlarla sonuna kadar savaşacağız Allah’ın izniyle.

Evrende mevcut olan elektrik enerjisini insanların kullanımına sunmak için şimdiye kadar çalışmış ve hâlen çalışmakta olan kaç bilim adamını öldürdüler, laboratuvarlarını talan edip tüm çalışmalarını yok ettiler, tehdit ve şantaj ile durdurmaya çalıştılar dersiniz? Araştırmaya Nikola Tesla’nın hikâyesinden başlayabilirsiniz.

 

  • Elektrik Evren teorisi ile;
    • kâinatta kurulmuş olan mükemmel düzen,
    • mikrokozmos’tan (en küçük boyuttaki bir canlıdan), makrokozmos’a kadar (en büyük boyuttaki galaksilere kadar) her şeyin aslında hayranlık uyandıracak derecede birbirine benziyor olduğu (Allah’ın (cc) imzasını taşıdığı)(bkz. fraktallar, hayat çiçeği ve torus geometrileri)
    • temelde aynı işleyiş mekanizmasıyla çalıştığı ve
    • evrendeki her şeyin bu elektriksel ağ ile birbirine bağlı bulunduğu

ortaya konuldukça; insanların, tüm bu kâinatın yaratıcısı olan Allah azze ve celle’ye yakınlaşması, sahte ilahları terk edip sadece O’na tevhid ile yönelmeleri kaçınılmaz olacaktır.

Rabbimizin bu kadar büyük kevni ayetleri, bize cömertçe sunduğu nimetleri, O’nun kudreti ve yaratmasındaki mükemmellik gözümüze sokuldukça, insanların uyanışı hızlanacak; ve kendilerini bu zamana kadar köleleştirerek kanlarını emercesine sömürmüş olan Şeytani Küresel Tuğyan’a isyanları başlayacaktır.

Bunun da şeytani çete Kabal’ın hiç işine gelmeyeceği aşikâr.

SONUÇ:

Kabal’ın yalanlarına inanmayın. Onlar size her konuda ama her konuda yalan söylüyorlar. Yalanlarını, sahibi oldukları medya, bilim dünyası, devletler, tarikatlar, şirketler, küresel örgütler (BM, AB, NATO, WHO, IMF vb) ve okullar (ilkokuldan, üniversiteye kadar ders kitaplarında anlatılan “bilimsel(!) safsatalar”) aracılığı ile meşru kılmaya; insanların beyinlerini bu yalanlar ile yıkamaya çalışıyorlar.

Beyninize sahip çıkın, beyninizi yıkattırmayın.

TEVHİD MEALİ’nden:

“Şüphesiz ki göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ve gündüzün peşi sıra yer değiştirmesinde, insanlara fayda sağlayarak denizde yüzen gemilerde, Allah’ın gökyüzünden indirdiği ve ölümünden sonra yeryüzünü kendisiyle canlandırdığı suda, orada yaydığı farklı türdeki her bir canlıda, rüzgârların çevrilip yönlendirilmesinde, gök ve yer arasında emre amade kılınmış olan bulutlarda akledenler için (üzerinde düşünülüp, bunları yapanın tek ilah olduğu ve kulluğun yalnızca O’na yapılması gerektiğine dair) deliller vardır.

(2/Bakara, 164)

(163 ve 164. ayetler tevhidin en açık delillerindendir. Tüm âlemleri yoktan var eden, düzenleyen, aralarında bir uyum ve ahenk kılan kim ise; insanların ibadet etmesi, boyun eğmesi, teslim olması ve yasalarına göre hayatlarına yön vermesi gereken hak ilah da odur.)

 

 

 

Leave a Reply