Evrenin Sırrı Frekanslar ve Allah Resulu (sav)

Allah’a (cc) hamd, Resul’une (sav) salât ve selâm olsun.

Kâinatın sırrının enerji ve frekanslarda olduğuna dair Allah Resulu’nun (sav) hayatından bir kaç örnek.

Allah Resulu’nun (sav) kalbinin, İsra ve Miraç mucizeleri öncesinde Cebrail (as) tarafından bir operasyon geçirerek yıkandığını biliyoruz. Bu yıkanma hadisesi peygamberimizin hayatında bir kaç defa daha yaşanmıştır.

EN ÖNEMLİ ORGANIMIZ KALPTİR

İnsanın en önemli organının kalbi olduğuna dair Kur’an ve Sünnet’te sayısız delil vardır. Bildiğiniz üzere aklı ve maddeyi putlaştıran materyalist Kabal bilimi, insanın en öneli organının “Beyin” olduğunu söyleyip insanları buna inandırmak için epeyce çabalamıştı.

Ancak Allah’ın rahmeti ve hakkın bâtıla galip gelmesini dilemesi neticesinde, Kabal etkisinden yavaş yavaş kurtulmaya başlamış yeni bilimsel çalışmalar; kalbin sadece vücuda kan pompalayan mekanik bir organdan çok daha ötesi olduğunu, kalbin düşünce ve davranış üzerinde büyük etkilerinin bulunduğunu tespit etmeye başladı.

Kalp, insanın bedenden öte esas varlığı olan ruhunun, imanının, enerjisinin, hayat frekansının barındığı organdır. Kalp, maddi ve manevi hayatımız için vücudumuzdaki en önemli organdır.

Rabbimiz imanımızın, takvamızın, duygu ve düşüncelerimizin esas kaynağının Kalbimiz olduğuna Kur’an ‘da sayısız ayet ile dikkatimizi çekiyor. Meallerde “kalp” kelimesini aratarak hepsini tek tek incelemenizi öneririm. Sadece bir örnek:

“Kendisiyle akledecekleri bir kalplerinin ve işitecekleri bir kulaklarının olması için yeryüzünde dolaşmazlar mı? Çünkü gözler kör olmaz. Asıl kör olan sinelerdeki kalplerdir.” 

(22/Hac, 46)

Allah Resulu (sav) buyurur:

Şunu iyi bilin ki, insan vücudunda küçücük bir et parçası vardır. Eğer bu et parçası iyi olursa, bütün vücut iyi olur. Eğer o bozulursa, bütün vücut bozulur. İşte bu et parçası kalptir.” (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi)

Dünya ve ahiret hayatlarımız için en çok korkmamız gereken şey, kalbimizin masiyetlerle, toksinlerle kirlenmesi ve kaskatı hâle gelmesidir. Bu kalbimizin frekansını düşürür ve bizi imandan, takvadan, yaratıcımıza duyduğumuz sevgi ve bağlılıktan uzaklaştırır. Bunun kişinin başına gelebilecek en büyük felâket olduğunu düşünüyorum. Rabbim bize hidayet ettikten sonra kalplerimi eğriltmesin. Allahumme amin.

İSRÂ ve MİRAÇ MUCİZELERİ:

Tekrar İsrâ ve Miraç mucizelerine dönecek olursak, Allah Resulu’nun (sav) kâinatın temel fizik kurallarında meydana gelen bu büyük değişikliğe (ki bu duruma “mucize” denir), sadece kalbinin yıkanması suretiyle enerjisinin/frekansının yükseltilerek daha üst boyutlara geçiş yapması imkânı sağlanması yoluyla hazırlandığını çok net görebiliriz.

Şimdi şeytanların teşkil ettiği Kabal’ın bizlere dayattığı materyalist, kâinattaki her şeyi sadece maddeye indirgeyen sözde “bilim”ine kulak versek; bir insan nasıl uzay kıyafetsiz, uzay gemisiz uzaya çıkabilir? Uzayda basınç yok, uzayda hava yok, uzayda sıcaklık belli yerlerde mutlak sıfıra (-273C) varacak kadar soğuk. 1400 yıl önce bir insan bunu nasıl yapmış olabilir? İşte Kabal’ın okullarda öğrettirdiği bu maddeci sahte “bilim” yaklaşımı, aklını putlaştıran kişileri imansızlığa, kâfirliğe götürür.

Maalesef “Akıl, Bilim ve Teknoloji Çağı” denen bu çağda pek çok insanın düştüğü şeytani tuzak da budur. Akılları bir gerçeği henüz almıyorsa, düşünmek/sorgulamak/araştırmak yerine, sınırlı akıllarına ve sınırlı bilgilerine sonsuz güven duyup Rablerini inkâr ederler. Ne büyük gaflet, ne büyük cehalet. Sorsak ki, kendileri bilimde en önde giden, en akıllı, en zeki insanlardır halbuki. Kibirleri onları gerçekleri öğrenmek için araştırmaktan ve sorgulamaktan alıkoymaktadır sadece.

Cebrail (as) Peygamberimizin kalbini yıkayarak, O’nun ruhunun enerjisini/frekansını Allah’ın dilemesiyle yükselterek; peygamberimizi, 7 kat göğü aşıp, gezegenler, yıldızlar, süpernovalar ve karadelikler arasından geçerek Rabbimizin arşına götüren bu büyük yolculuğa hazırlamıştır. Kâinatın temelinin enerji olduğunu idrak eden biri için bu çok anlaşılabilir bir gerçektir. İnsanlığın bir gün bu ferasete erişebilmesini dilerim.

TAİF VE GÜL KOKUSU:

Allah Resulu’nun (sav) Taif’te yaptığı davete son derece cahilce karşılık verilmesi ve üstüne üstlük bir de üzerine taşlar atmaları neticesinde Allah’ın dilemesi üzerine Dağlar Meleği Peygamberimize gönderilmiş; ve O’na eğer dilerse bu zalim kavmin üzerine iki dağı geçirebileceğini bildirmiştir.

Alemlere rahmet olarak gönderilmiş, kalbinde kendisine türlü kötülük ve eziyet edenlere karşı bile sadece merhamet duyan Peygamberimiz ise şöyle buyurmuştur:

Hayır, ben Cenab-ı Hakk’ın onların soylarından sadece Allah’a ibadet edecek ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayacak kimseler çıkarmasını dilerim.”

(Buhari, Müslim)

Allah Resulu’nun kalbinin tüm insanlık için sevgi ve merhamet duyguları ile dolu olması; O’nun ruhsal enerjisinin, frekansının ne kadar yüksek seviyede olduğunun en büyük göstergesidir. Hissettiğimiz duyguların da elbet frekansları vardır. Sevgi, merhamet duyguları kişiyi en çok yükselten, frekansı en yüksek olan duygulardandır. Bizi, ruhumuzu en düşük frekanslara çeken duygular ise, utanç, suçluluk, acı ve korku gibi negatif duygulardır.

Benzer şekilde kokular da insanın frekansını yükselten önemli araçlardır. Peygamberimize (sav) bu dünyada sevdirilen şeylerden biri “güzel koku”dur ve Peygamberimizin kokusu sahih rivayetlerde belirtildiği üzere “gül kokusuna” da benzetilen son derece güzel bir kokudur. Gül kokusunun gezegende bilinen en yüksek frekansa (320MHz) sahip olan koku olduğunu bilirsek, işte Sünnet’ten tüylerimizi diken diken edecek bir delil daha çıkar karşımıza. Elbette kalbinde katılık bulunmayanlara.

Allah Resulu’nun (sav) insanlar arasında en yüksek ruhsal, manevi enerjiye/frekansa; dolayısıyla en güzel ahlâka sahip, en faziletli kişi olduğu gerçeği apaçık karşımızdadır.

SONUÇ:

Sonuç olarak günümüzde hâkim olan “Kabal bilimi” şeytanın eseridir, sapkınlığa-kâfirliğe götürür. Yeni yeni ortaya çıkmaya başlayan bağımsız ve tarafsız bilim ise her geçen gün yeni bilgilerle Kur’an’daki ve Sünnet’teki hakikatleri doğrulayan sonuçlara ulaşmaktadır.

(Not: Konunu öncesi için “Kabal Metodu ve Evrenin Sırrı” yazımı okuyun.

Konunun devamı için Mikrop-Bulaş teorisini (Germ Theory) çürüten Ortam Teorisi (Terrain Theory) hakkındaki bir sonraki yazıyı bekleyin. Allah Resulu’nun “bulaşıcı hastalık yoktur” hadisini hatırlayın ve Terrain Theory’i araştırarak, bilimin artık yalan-yanlış mikropçu yaklaşımı terketmekte olduğunu görerek imanınızın biraz daha kuvvetlenmesini sağlayın. Söylemeye gerek var mı bilmiyorum ama Kabal’ın teknoloji firması olan Google’ı aramalarınızda kullanır iseniz karşınıza çıkacak sayfalar Terrain Theory’nin pseudo-science/sahtebilim(!!!!), Germ Theory’nin ise gerçek olduğunu söyleyen esas kendisi satılmış bilim(!) sayfaları olacaktır. İşte Şeytan ak olanın kara olduğuna, kara olanın ise ak olduğuna böyle rezil kumpaslarla inandırmaya çalışır insanı. Benden uyarı. Kabal Şeytani Bilimi’ni değil, bağımsız ve tarafsız bilimi dinleyin.)

Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun, dönüş yalnız O’nadır.

 

Leave a Reply