Elektromanyetik Radyasyon ile İmtihanımız

Önceki yazılarda elektromanyetik radyasyonun (kısaca EMF (“electro magnetic field”) diyorum) zararlarından bahsetmiştim. Bu yazımda ise bizim yaşadığımız EMF tecrübesinden bahsedeceğim. EMF’ten korunmak için neler yapabileceğimize de değineceğim.

EMF Seviyesi Ölçümleri

EMF konusunun iyileşmede oynadığı negatif rolden Dr. Natasha Campbell-McBride sayesinde haberdar olduktan sonra ilk yaptığımız, konuyu derinlemesine araştırmak oldu. Okuduğumuz kaynaklarda ilk tavsiye edilen şey öncelikle maruziyeti ölçmek idi. Bu amaçla:

ölçüm aletlerini edindik.

Eski evimizdeki yatak odamızın tam karşısına yakın zaman önce dikilen baz istasyonunun varlığı beni çok rahatsız ediyordu. Apartmanların tam ortasındaki boş alana diktikleri için etrafını değişik bir resimle kamufle etmişler, dikkat çekmesin diye. Bu noktada önemli bir habere değinmek için EMF hikâyemize ara veriyorum:

Yakın zaman önce, baz istasyonları ile ilgili Tüketici Hakları Derneği’nin açtığı dava sonucu Danıştay’ın vermiş olduğu karardan haberdar oldum. Evlerin, çocuk parklarının, okulların yanında baz istasyonu var ise Danıştay’ın 2015 tarihli kararına göre bunları ilçe belediyelerine başvurmak suretiyle mühürletip kaldırtabiliyoruz. Mükemmel bir haber bu elbette. Binbir çeşit yan etkisi olan aşıların yapılmaya mecbur bırakılması gibi, rıza olmadan elektromanyetik radyasyona maruz bırakılmak da insan haklarına aykırı bir durum. Maalesef bu karardan yeni haberdar oldum. O zamanlar bilsem, yatak odamızın karşısındaki baz istasyonunun kaldırılması için muhakkak mücadele ederdim. Şu anda benzer sorun yaşayanlara bu karardan faydalanmalarını öneririm. Yukarıda bağlantısını verdiğim Tüketici Hakları Derneği’nin basın duyurusundan bazı önemli noktalar aşağıda:

● DANIŞTAY KARARINA GÖRE, YERLEŞİM YERLERİNE BAZ İSTASYONLARI, TELEVİZYON VE RADYO VERİCİLERİNİN MONTAJI YAPILAMAYACAK!..

● BAZ İSTASYONLARI İLE TELEVİZYON VE RADYO VERİCİLERİ İÇİN UYGULANAN ELEKTROMANYETİK ALAN ŞİDDETİ LİMİT DEĞERLERİ İPTAL EDİLMİŞTİR.

● YERLEŞİM YERLERİNE KURULAN TÜM BAZ İSTASYONLARI İLE TELEVİZYON VE RADYO VERİCİLERİ DANIŞTAY KARARINA VE İHTİYAT İLKESİNE AYKIRI DURUMDADIR.

● YERLEŞİM YERLERİNE, EĞİTİM KURUMLARI VE ÇOCUK PARKLARININ YAKINLARINA KURULAN BAZ İSTASYONLARI İLE TELEVİZYON VE RADYO VERİCİLERİNİN TAMAMI KAÇAK HALE GELMİŞTİR.

● DANIŞTAY KARARINA VE İHTİYAT İLKESİNE AYKIRI KURULAN TÜM BAZ İSTASYONLARI İLE TELEVİZYON VE RADYO VERİCİLERİNİN DERHAL MÜHÜRLENMESİ VE KALDIRILMASI GEREKMEKTEDİR.

Bu güzel haberden sonra EMF hikâyemize devam edelim. Edindiğimiz RF radyasyon ölçüm cihazı ile ilk ölçümü yatak odamızda aldık. Cihazın en üst seviyelerde rasyasyon tespit ettiğini gördük. Sonra sırayla kablosuz modem, telsiz telefon, cep telefonu, tabletin yanına gittik. Hepsinde de kırmızı ışıkla ifade edilen maksimum seviyeleri görünce moralimiz iyice bozuldu. Bunların dışında evin bazı noktalarında da orada yayın yapan bir cihazımız olmamasına rağmen çok yüksek ölçümler alıyorduk. Büyük ihtimalle alt ya da üst kat komşularımızın kablosuz modem ya da telsiz telefonlarının durduğu noktalardı buralar.

Elektrik/manyetik alan ölçüm cihazı ile buzdolabı, çamaşır makinesi gibi elektrikli eşyalar önünde ölçüm aldık. Ayrıca duvarların içinden geçen tesisat elektrik hatlarındaki elektrik/manyetik alanları da ölçmeye çalıştık ancak anlamlı sonuçlar alamadık. Nasıl kullanılacağını ve sonuçların nasıl yorumlanacağını tam çözemediğimizden dolayı, en az kullandığımız ölçüm aleti bu cihaz oldu. Aslında bizim için en öncelikli olan RF (radyo frekansı) radyasyon olduğu için düşük frekanstaki radyasyonu biraz arka plana attık. Yine de çalışan bulaşık makinesi, fırın ve buzdolaplarının dibinde durmamaya dikkat ettik tabii 🙂

Prizlerimize kadar gelen elektriğin çeşitli sebeplerle kirlenmesi (farklı frekanslarda harmoniklerin üzerine binmesi) sonucu oluşan “kirli elektriğin”, kan şekeri seviyelerini bile etkileyebilecek önemde olduğunu öğrenmek çok şaşırttı bizi (Kaynak). Kirli elektrik ölçüm cihazı ile eski evimizin prizlerinde yaptığımız ölçümler çok çok kötü çıktı. 50’nin üzerinde çıkmaması gereken değerler 900 küsürlerdeydi. Bu değerlerin yüksek olmasına, şebekeden verilen elektriğin kalitesinin kötü olması, evde kullanılan ve anahtarlama yapan cihazların yarattığı harmonikler, kendi evimiz haricinde komşularımızın elektrikli cihazlarından gelen kirli elektrik sebep oluyordu. Kirli elektrik meselesi benim için çok önemli ve eminim pek çoğumuzun evlerinde olan bir problem. Bu konuyu ayrı bir yazıda daha detaylı anlatacağım.

Ah bir de ampul meselesi var ki en korkuncu. Meğer başımızın üzerinde saatli bomba taşıyormuşuz! Bu bomba sadece EMF ile ilgili değil. Civa içeren CFL (kompakt floresan) ampullerden bahsediyorum. Hem kirli elektriği arttırıyor, hem de olası bir kırılma hâlinde evinize en nörotoksik ağır metallerden olan civa saçıyor bu CFL ampuller. Amerika’nın çevre koruma kurumunun evde CFL ampul kırılırsa nasıl temizlenmesi gerektiğine dair bir açıklaması var. Bu CFL’ler neden yasaklanmıyor ki hâlâ? Ampul ve ışık meselesi de sağlığımızı çok ilgilendiriyor. Bunlarla ilgili ayrı bir yazı yazacağım.

Ölçümler sonucu edindiğimiz bütün bu iç karartıcı tablo karşısında neler mi yaptık?

EMF Benden Korksun 🙂

Eski evimizde çıkan berbat EMF sonuçları sebebiyle acil önlemler almamız gerekiyordu hem çocukların sağlığı hem de kendi sağlığımız için.

Yeni Ev

Kafamızdaki en öncelikli çözüm ev değiştirmekti! Çünkü kendi dairemizi ne kadar temizlersek temizleyelim, alt-üst kat ve karşı komşuların cihazlarından kaynaklanan EMF’e çare bulmamız çok zordu. Yine ortak kullanılan elektrik hatları sebebiyle kirli elektrik belasından da asla tam olarak kurtulamayacaktık. Zaten mevcut olan bahçeli ev hayallerimiz iyice pekişti zihnimizde.

Ev arayışı pek kolay olmadı. Yakın çevresinde baz istasyonu olmayan yerleşim yeri bulmak için şehirden bir miktar uzaklaşmak gerekiyordu. Elbette yüksek gerilim hatlarından da uzakta olması gerekiyordu evin. Elimizde RF ölçüm aletimiz, aylarca temiz değerler çıkan ve diğer kriterlerimizi de sağlayan bir ev aradık. Derken bulabildik böyle bir yer çok şükür. “Şimdilik” temiz diyeyim.  Aman GSM firmaları duymasın 🙂 Dileğim burası da 5G’nin gelişiyle *”electrosmog” altında kalana kadar çocukların üniversite yaşına gelmesi. Ne kadar kurtarsak kârdır.

*electrosmog: elektromanyetik radyasyon kirliliği, içinde yaşadığımız EMF bulutu anlamına geliyor

5G Kâbusu

Bu arada 5G demişken; bu konuyla ilgili hissiyatımı açıklayayım.

5G GELMEMELİ, KESİNLİKLE GELMEMELİ!

Evet, haykıra haykıra söylemek istiyorum bunu. Bu kadar çok veriye, bu kadar hızlı video indirmeye gerçekten ihtiyacımız var mı? Bunca hız ve datayı neyin pahasına aldığımızın farkına varsak 5G’ye karşı kampanyalar düzenleneceğine eminim. Ki Amerika’da ve Avrupa’da 5G’ye karşı hızla büyüyen bir itiraz var. Telekomünikasyon firmaları ve onları destekleyen devlet kurumları durdurulabilir mi, göreceğiz. Türkiye’de Tüketici Hakları Derneği’nin açtığı dava ile Danıştay’ın aldığı tedbir kararı çok ümit verici bizim için. Ancak tüm dünya 5G’ye geçtiği takdirde biz de eksik kalmayız sanırım.

5G’nin ne olduğuna ilişkin çok faydalı bir video var, izlemenizi tavsiye ediyorum. Sağlığa zararlarına değinmiyor; ancak video’da verilen bilgiler sayesinde, 5G’nin sağlığımızı nasıl olumsuz etkileyeceği hakkında fikir yürütmek çok kolay. Canlı hücreler tarafından çok iyi absorbe edilen milimetre dalga boyuna sahip olacağı için, bir sünger gibi çekeceğiz 5G’nin sinyallerini vücudumuza. Milimetre dalga boyundaki sinyallerin insan sağlığına etkileri ve güvenliğine dair tek bir çalışma bile yok.

Şimdi 6GHz seviyesinde olan kablosuz iletişim ağı, 5G ile 300 GHz seviyelerine kadar çok geniş bir bant genişliğinde yayın yapmaya hazırlanıyor. 5G’nin sebep olacağı elektromanyetik radyasyon canlı hücreler tarafından çok daha iyi absorbe edileceği için, sinyalleri güçlendirmek amacıyla etrafımız milyonlarca küçük baz istasyonları ile sarılacak. Hiç bir kaçışımız olmayacak. Hücrelerimiz, DNA’larımız ve dolayısıyla sağlığımız hayal bile edemeyeceğimiz seviyede zarar görecek. Sadece Allah bizleri korusun diyebiliyorum. Bir de şu mobil veri açgözlülüğümüzü azaltsın.

 

Bu kısa iç dökmeden sonra EMF problemimizi çözüm hikâyemize geri dönüyorum.

Bulduğumuz yeni evin tesisatında kullanılan eski kabloları söktürüp, elektrik ve manyetik alan koruması olan ekranlamalı (shielding’li) kablolar döşettik tüm tesisata.

Taşınacağımız bu “temiz” evdeki inşaat işleri bitene kadar yaşadığımız “kirli” apartman dairesinde de bir takım önlemler almaya çalıştık tabii.

Aldığımız EMF Tedbirleri

Cibinlik

Öncelikle eski evimizdeki yatağımızı bir Faraday kafesi cibinliğin içine aldık. Vücudun hasarlarını onarma ve kendini yenileme gibi en önemli işlevlerini yerine getirdiği uyku saatlerindeki EMF maruziyetini azaltmanın, alınacak en önemli tedbirlerden olduğunu okumuştuk araştırmalarımızda. Cibinliğin dışında RF ölçüm aletimiz var gücüyle bağırırken, cibinliğin içine hiç radyasyon girmediğini görmek bizi bir nebze rahatlattı.

Ampuller

Ardından tüm CFL ampulleri eski usül akkor ampullerle değiştirdik. Hem EMF açısından en temizi bu ampuller, hem de verdikleri ışık biyolojik saatimizi en az etkileyen türde bir ışık. Mavi ışığın zararlarına ileride değinmek istiyorum ayrı bir yazıda. Evet enerji tasarruflu değil akkor ampuller. Bu yüzden kullanılmayan lamba ve cihazları kapatmaya ekstra özen gösteriyoruz o günden beri. MIT’deki bilimadamlarının bulduğu enerji verimli akkor ampullerin piyasaya çıkmasını dört gözle bekliyoruz 🙂 LED ampullerden 3 kat daha verimli olan bu ampuller hem kesemizi hem de sağlığımızı koruyacak. Böyle insanlığa ve dünyaya faydalı çalışmalar yapan bilimadamlarının sayısının artması dileğiyle…

Kirli Elektrik Filtreleri

Normalin 18 katı kadar yükske çıkan kirli elektrik değerleri için ise prizlere takılan Graham Stetzer filtrelerinden aldık ve değerlerin yaşanabilir seviyelere düştüğünü gördük.

Komşunun Modemi

“Temiz” evimize taşındıktan sonra komşudan gelecek EMF konusunda endişelenme ihtiyacımız kalmadı, çünkü en yakın komşumuz yeterince uzakta bize. Herkes komşusu müziğin sesini açar diye dertlenirken, biz aman komşumuz modemini açtı, aman cep telefonuyla konuşuyor, aman telsiz telefonu bizim koltuğun tam üzerinde derdindeydik eski evde.

Yaşasın Sabit Telefon!

Yeni evimizi “temiz” tutmak da çok önemli. Çünkü bunun gibi cep telefonu sinyalinin az olduğu yerlerde telefon kullanılırsa, baz istasyonuyla haberleşebilmek için telefon daha çok güç harcıyor, yani daha şiddetli EMF oluşturuyor. Bu da bütün avantajın dezavantaja dönmesi demek. O yüzden benim cep telefonum artık hep uçak modunda. Eşim işten gelir gelmez onun da telefonunu uçak moduna alıyoruz hemen. Sabit telefonlu mutlu günlere döndük. Ne kadar uzun konuşma yaparsanız yapın başağrısı yapmayan çok iyi bir cihaz kendisi, herkese tavsiye ederim.

Kablolusu En iyisi

Kablosuz Internet’i ve cep telefonları kadar güçlü yayın yapan telsiz telefonu çoktan bıraktık. Eski usül kablolu Internet kullanıyoruz. Yani laptop, masaüstü bilgisayar hep Ethernet kabloları ile modeme bağlı. Modemimiz WiFi yayın yapmıyor. Tablet, telefonlar hep uçak modunda. Klavye ve mouse’lar kablolu. Evde benden izinsiz kablosuz yayın yapan hiç bir cihaz yok 🙂 Tabii arada sırada elimde RF ölçüm cihazı rutin kontrol yapmıyor da değilim gözden kaçan bir şey olmasın diye.

EMF ve Çocuklar

Hepimizin günlük hayatlarımızda maruz kaldığımız EMF radyasyon seviyelerini azaltmak için yapabileceği şeyler var. Nereden başlarsak başlayalım sağlığımız için kârdır. Hele ki kafatası kemikleri daha ince olduğu için yetişkinlerden çok daha fazla EMF’ten etkilenen çocukları korumak çok önemli.

Hem beyin tümörleri hem de çocukluk çağı lösemisinin EMF radyasyona maruz kalmayla bağlantısı olduğuna dair pek çok çalışma mevcut. (Kaynak, Kaynak, Kaynak)

Çocukların beyinlerinin EMF’e karşı yetişkinlere nazaran kat be kat daha hassas olduğu bilimsel çalışmalarla kanıtlanmış durumda. (Kaynak, Kaynak). Şu makaleden almış olduğum yandaki resimde bir yetişkinin (sol üst köşedeki resim), 10 yaşındaki bir çocuğun (sağ üst köşedeki resim) ve 5 yaşındaki bir çocuğun (sol alt köşedeki resim) beyinlerinde RF sinyallerinin nerelere kadar nüfuz ettiği gösteriliyor. Görüldüğü üzere yaş küçüldükçe beynin çok daha geniş bölgelerini etkiliyor EMF. Her şeyden önce çocukları bu çağımızın belası EMF’ten korumalıyız

Fransa kreşlerde WiFi kullanımını yasaklayan, okullarda ise sınırlama getiren bir yasa çıkarmış.

Çocukların elinde tablet telefon olmamalı asla. Veriliyorsa da kesinlikle uçak modunda verilmeli; ancak uçak moduna almanın sadece RF radyasyonu engellediği, elektrik ve manyetik alana çare olmadığı bilinmeli. Çocukların bu cihazlarla fazla haşır neşir olması sadece EMF radyasyon açısından değil, ruhsal-zihinsel gelişimleri açısından da önemli. Çocukların sıkılmasında çok fayda var 🙂 Sıkılacak ki kendine kulak verecek, kendini dinleyecek ve yaratıcılığını geliştirecek. Bu prensipleri benimseyen “okulsuzluk” fikrine selam ederim. İnşallah ileride okulsuzluk hakkında da yazmak nasip olur.

EMF ve Dişler

Başlık komik gelebilir ama eğer dişinizde amalgam dolgu varsa bu konu çok önemli. Amalgam dolgular %50 oranında, bilinen en nörotoksik maddelerden olan civa içeriyor. Artık bütün dünyada zararları bilinen amalgam dolgular terkedilmeye ve yasaklanmaya başladı. Elektromanyetik radyasyona maruziyetin dişteki amalgam dolgulardan civa çıkışını arttırdığını kanıtlayan bilimsel yayınlar mevcut (Kaynak, Kaynak). Yani çifte zehirlenme söz konusu: hem EMF’ten hem de vücuda karışan civadan.

Amalgamlar sebebiyle vücuda giren civanın yeni nesillerdeki otizm riskini arttırdığını da gösteriyor yine bu çalışmalar.

Yapılacak şey, holistik bir diş hekimi bulup tüm amalgamları çıkarttırmak. Eğer diş hekimi hiç bir önlem almadan amalgam dolguları çıkarırsa, ki konvansiyonel diş hekimleri böyle yapar, işlem sırasında hem hasta hem de hekim yoğun miktarda civaya maruz kalabiliyor. Eğer holistik diş hekimine ulaşma imkânı yoksa amalgamların dişte durması daha iyi sırf bu sebepten.

Ben ne yazık ki ülkemizde holistik diş hekimliği yapan kimsenin bilgisine ulaşamadım. Umarım diş hekimlerimiz konunun öneminin farkına varıp bu yönde uygulamalar yapmaya başlarlar.

EMF’ten Korunma Yöntemleri

EMF’ten korunma yollarını toparlamak gerekirse:

  • WiFi modem kullanmayın, kullanıyorsanız da geceleri yatarken muhakkak kapatın. Sadece ihtiyaç olduğunda açın. Sürekli ortama yayın yapmasın. En güzeli modemin WiFi kapatma tuşu ile yayınını kapatın, bilgisayarlarınızı Ethernet kablosu ile modeme bağlayın.
  • Telefon ve tabletleri mümkün olduğunca uçak modunda tutun.
  • Ne olur küçük çocukların eline tablet, telefon vermeyin. Onların beyinleri ve hücreleri çok daha fazla etkileniyor yetişkinlere göre.
  • Evde sabit telefon kullanın evde.
  • Telsiz telefonlar cep telefonları kadar yüksek güç yayıyor, masum değiller. Kablolu, eski usül sabit telefon kullanın. Hem çok daha ucuzlar, hem de hiç zararları yok.
  • Kablosuz klavye ve fare de neredeyse cep telefonu kadar EMF oluşturuyor. Herşeyin kablolusu en iyisi. Evet belki görüntü kirliliği yaratıyor olabilir kablolar ama işin diğer tarafını düşününce ben kabloluyu yeğlerim.
  • Evdeki CFL ampulleri değiştirin. Ancak bunlar civa içerdiği için çöplerle ilgili yazımdaki civa içeren ampulleri nereye atmamız gerektiği konusu önemli. Ev çöpüne atarsak bu ampulleri ve ampul çöpte kırılırsa evimize civa bulaşacaktır. Sokaktaki çöpe atarsak aynı sorun orada olacak. CFL’lerden çıkacak civalar toprağa suya karışıp oradan da gıdalar, içme suları yoluyla gelip yine bulurlar bizi.
  • Ampul için en iyi seçenekler, akkor ampuller. Ondan sonra halojen ampuller. LED ampuller ehven-i şer.
  • Dimmer anahtar (yani ışık seviyesi kısılabilir ampul) kullanmayın. Kirli elektriğe yaptığı katkı muazzam boyutta.
  • Cep telefonuyla konuşurken kafanızdan mümkün olduğunca uzak tutun. Uzaklığın karesiyle ters orantılıdır EMF’in şiddeti. Ne kadar uzak o kadar iyi. Hoparlör açılabilir ya da kulaklık kullanılabilir. Ben cep telefonu kullanmaya mecbur kalırsam, shielding’li (EMF ekranlamalı) bir telefon kılıfım var, bu kılıfı kullanıyorum. Telefondan yayılan RF enerjinin vücut tarafından absorbe edilme oranını gösteren SAR değerini %96 seviyesinde azalttığı testlerle gösterilmiş olan bu BlocSock adlı kılıfları, cep telefonunu yoğun kullanması gereken herkese tavsiye ederim.
  • Arabanın hele ki hareket halindeki arabanın içerisinde cep telefonu kullanmayın. Hem araba Faraday kafesi etkisi yaratır; hem de araç hareket halindeyken sürekli baz istasyonuna bağlanmaya çalışan telefon çok daha fazla güç harcar. Ben arabada hep uçak modunda tutuyorum telefonu. Tabii arabalardaki bluetooth altyapısı da masum değil. Onu kapatmanın yolu var mı bilemiyorum.
  • Hamilelikte karnı koruyucu, shielding’li fanilalar var. Fetüs EMF’e karşı çok daha savunmasız ve yeni oluşan tüm organları, hücreleri çok daha fazla etkileniyor. İkinci hamileliğimi bir EMF cehennemi olan eski evimizde geçirdiğim için üzerimden hiç çıkmadı bu koruyucu fanila. Dışarı çıkarken bile giyindim. Ultrasona da ilk hamileliğimin tersine, 16 ve 30. haftalarda, süresi 3 dakikadan az ve ultrason probu aynı noktada 30 saniyeden fazla durmamak üzere sadece 2 kere girdim. Ultrasonları yapan iki doktor da uzaylı görmüş gibi bakmıştı bana bu şartlarımı söylediğimde 🙂 Hamilelikte ultrason meselesi ayrı bir yazı konusu.
  • Telefonun mobil veri/WiFi’ı sürekli açık durmasın. Sadece günün belli saatinde tercihen çocuklar yanınızda değilken açın.
  • Mikrodalga fırınları kullanmayın. Evde bulundurmayın. Kullanıyorsanız da cihaz çalışırken mümkün olduğunca uzakta durun.
  • Her cihazın “akıllı”sından kaçın. Akıllı demek genellikle kablosuz haberleşme yeteneğine işaret ediyor.
  • Eviniz aşırı büyük değilse bebek telsizi, kamerası kullanmayın. Küçücük bebeğin başında inanılmaz şiddette yayın yapıyor bu cihazlar. Bebekler için en sağlıklısı analarının yanında, onun kokusunu ala ala uyumaları. Ebeveynlikte yaptığım hatalar ve pişmanlıklarım var ama; hiç pişman olmadığım ve hep iyi ki böyle yapıyoruz dediğim nadir hususlardan biri çocuklarımla aynı yatağı paylaşmak.
  • Eğer evinizin çok yakınlarında baz istasyonu var ise (dikkat edin son zamanlarda su deposu şeklinde ya da etrafına resimler sararak kamufle de etmeye başlamışlar), yasal hakkınızı kullanarak belediyeye başvurup bu baz istasyonları kaldırtmanız çok iyi olur.

Elektromanyetik radyasyonun zararlarından haberdar olduğumuzda, konuyu araştırırken en çok faydalandığımız kaynaktan bahsetmezsem olmaz. Hayatının bir döneminde Elektro Hiper Sensitivite (EHS) hastalığına yakalanmış, en ufak bir EMF maruziyetinde dahi vücudunda ağrılar, sıkıntılar yaşayan Lloyd Burrell’in hazırladığı web sitesi ve kitapları bize çok yol gösterdi. Yeni evimizi yaptırırken dikkat etmemiz gereken konular hakkında bizimle bir saate varan Skype görüşmesine zaman ayıracak kadar da nazikti. Web sitesinde çok faydalı içerikler var.

Bir elektronik mühendisi olarak aslında bildiğim; ancak Lloyd Burrell’in bana önemini tekrar hatırlattığı, EMF’ten korunmadaki altın kural: “Ne kadar uzak, o kadar güvenli”

Yani EMF kaynağından ne kadar uzaklaşırsak, yayın gücü uzaklığın karesiyle ters orantılı olduğundan radyasyonun vücudumuzdaki olumsuz etkisi o kadar azalacaktır.

Aralarda daldan dala da atladığım çok uzun bir yazı oldu. Beslenme kadar önem verdiğim bir konu olması sebebiyle, “şunu da yazmasam olmaz, bundan da bahsetmesem olmaz” diye diye bu hâle geldi EMF hikâyemiz. Sabredip okuyanlara teşekkürler 🙂

Leave a Reply

%d blogcu bunu beğendi: