Doğal Temizlik Malzemelerim

dogal temizlik malzemeleri

Kimyasalsız yaşam için gıdalardan sonra ilk ele alınması gereken konulardan biri evde kullandığımız temizlik malzemeleri ve kişisel bakım ürünleri. Evin içinde sürekli buharlarını soluduğumuz ya da yüzeylerde kalan artıklarını cildimiz yoluyla aldığımız için, temizlik malzemelerinin zararsız olması sağlığımız açısından çok önemli.

Bu konudaki farkındalığım, oğlumun tip 1 diyabet teşhisinden çok daha önce oluşmuştu aslında. Ancak o zamanlar daha çok hazır satılan organik sertifikalı deterjanlar kullanıyordum. Teşhisten sonra iyice basitleştirdim kullandığım malzemeleri.

Evde kullandığım temizlik malzemelerinin tamamı şunlardan ibaret:

  • Kaliteli yağdan yapılmış, parfümsüz arap sabunu
  • Doğal elma sirkesi
  • Sodyum bikarbonat (İngiliz sodası)
  • Sodyum karbonat (çamaşır sodası)
  • Sabun tozu
  • Doğal sabun
  • Organik elde bulaşık yıkama deterjanı
  • Hidrojen peroksit %3 (oksijenli su)
  • Esansiyel yağlar (çay ağacı, limon)

Bu malzemeleri nerelerde nasıl kullandığımı ise bölümlere ayırarak anlatayım.

MUTFAK

YÜZEYLER

Mutfakta hem tezgâh üstleri, hem de yemek masası, ocak üstü gibi yüzeyler için sirkeli bir karışım kullanıyorum. Bir sprey şişesinin içine yarıya kadar katkısız elma sirkesi koyup, şişenin kalanını su ile dolduruyorum. Son olarak karışıma 30 damla çay ağacı esansiyel yağı, 15 damla limon esansiyel yağı damlatıyorum. Çay ağacı özellikle antimikrobiyal etkileri bilinen bir yağ. Limon yağı ise yağ ve kirleri çözmede çok başarılı. Silmek istediğim yüzeylere sprey şişesiyle bir kaç fıs püskürtüp, etki etmesi için bir süre bekledikten sonra bezle siliyorum. Hem mikropların öldüğünden emin oluyorum hem de etraf mis gibi kokuyor 🙂

Sodyum bikarbonat (İngiliz karbonatı) da mutfakta kullandığım temizlik malzemelerinden. Tezgâhlar üzerinde zerdeçal lekesi gibi çıkmayan lekeler olduğunda sodyum bikarbonat ile ovuyorum; pırıl pırıl oluyor. Su içmek için kullandığımız cam şişelerin içini, yosun oluşmasın diye karbonatla yıkıyorum arada sırada.

BULAŞIK

Bulaşık meselesi biraz zorlu benim için. Mutfakta geçirdiğim zamanın önemli bir kısmını bulaşıklar alıyor maalesef. Şimdiki yöntemimi anlatayım. Daha pratik önerileri olan varsa, yorumlar kısmında duymaktan çok memnun olurum 🙂

lavaboda kirli bulaşıklar

Lavaboda böyle bir görüntü oluşmaması için çok mesai harcıyorum 🙂

Bulaşık deterjanı kullanmadığım için kirli bulaşıkları öncelikle lavaboda sıcak su ve bazen de sabun yardımıyla kirlerinden bulaşık fırçası ile arındırıyorum. Ardından bulaşık makinesine koyuyorum.

Bulaşık makinesini en yüksek sıcaklıkta (benimkinde 75 derece) sadece elma sirkesi koyarak çalıştırıyorum. Yüksek su sıcaklığını tercih etme sebebim mikroplardan iyice arındırabilmek bulaşıkları.

Eskiden, marketlerde satılan bulaşık deterjanı kullanırken tabak çanağı üzerindeki tüm kiriyle bulaşık makinesine koyabilme lüksüm vardı. Şimdi önce elde ön yıkama ardından makineye koyma işlemi vakit alıcı gerçekten. Sanırım kimyasallı hayata dair en çok özlediğim konu bulaşık yıkama konusu.

Makineye girmeyip elde yıkayacağım bulaşıkları, bulaşık bezim ve doğal sabun ile sıcak suda yıkıyorum. Et-kemik suyu yaptığım ağır yağlı tencereleri yıkamak için organik elde bulaşık yıkama deterjanına da başvuruyorum.

Mutfak lavabosunun evin en kirli yeri olduğunu yazmıştım daha önce. O yüzden sabah ilk iş ve akşam mutfağı kapatırken son iş olmak üzere günde iki kere lavabonun içini aynı organik bulaşık deterjanı ile iyice fırçalıyorum.

(Güncelleme: Bir blog’da gördüğüm öneri üzerine bulaşık makinesinde çamaşır sodası kullanmayı denedim. Aman siz denemeyin. Bütün bulaşıklar üzerleri sanki ince bir filmle kaplanmış gibi bembeyaz çıktılar. Belki ben ölçüyü fazla koydum. Bu sorunu çözmek için araştırma yaparken, bulaşıkları parlatmak için çok güzel bir yöntemle karşılaştım. Her şerde bir hayır vardır 🙂 Bu video’da anlatıldığı gibi:

  • 1 ölçü bulaşık deterjanı
  • 1 ölçü beyaz sirke
  • 3 ölçü su

karıştırdığınızda, çok etkili bir parlatıcı elde ediyorsunuz. Bembeyaz çıkan bütün cam tabakları ve çatal-kaşıkları bu parlatıcı solüsyon ile elde ovduğumda yeni alınmış gibi parlar hâle geldi hepsi. Bu parlatıcı karışım lavabonun yanında hep duruyor artık.)

BANYO

LAVABO & KÜVET

Banyoda en büyük yardımcım sodyum bikarbonat. Her banyomda bir kavanoz karbonat bulunur. Lavaboların ve küvetlerin içlerine serperek ve sünger ile ovarak tüm kirlerin çıktığını gördüm bugüne kadar. Duş gibi ıslak zeminlerde oluşan küflere karşı da en iyi çare karbonat. Hem kirlerden arındırıyor hem de parlatıyor.

TUVALETLER

Tuvaletlerin içine de karbonat dökerek fırçalıyorum. Bazen %3 derişimli hidrojen peroksit, diğer adıyla oksijenli su da kullanıyorum. Hidrojen peroksit yaraların ve tıbbi cihazların temizlenmesinde kullanılan çok iyi bir dezenfektan. Ayrıca oral olarak ağız gargaralarında kullanılabilecek kadar zararsız.

Tuvaletlerin dış yüzeylerini ise mutfakta da kullandığım sirkeli ve esansiyel yağlı yüzey temizleyici ile temizliyorum.

ÇAMAŞIR

Çamaşır için organik deterjan, sabun cevizi sıvısı kullandım önceleri. Sabun cevizi sıvısını çıkarmanın beni epey uğraştırdığını gördüğümden beri bir süredir başka bir formül kullanıyorum.

Sabun tozu, sodyum bikarbonat ve sodyum karbonatı (çamaşır sodası olarak da bilinir) eşit ölçülerde karıştırıp, çamaşır makinesinin deterjan gözüne bu karışımdan bir kaşık koyarak yıkıyorum çamaşırları. Aslında sabun tozu suda çok iyi çözünmediği için çamaşır makinesine kalıntılarıyla zarar verebilir. O yüzden karışımdaki sabun tozunu azaltmayı ya da tamamen çıkarmayı düşünüyorum.

(Güncelleme: Sabun tozunu bir miktar suda eriterek kullanmayı akıl ettim geçenlerde. Böylece çamaşırları düşük sıcaklıkta bile yıkasam, sabun tozu zaten eriyik hâlde olduğu için çamaşır makinesine zarar vermeyecek. Ümit ederim 🙂 Göz kararı bir miktar sabun tozunu kaynar suda iyice çözdürüp bir kavanoza doldurdum. Her yıkamada, makinenin deterjan gözüne bir miktar çamaşır sodası koyup üzerine sıvı sabun tozunu ilave ediyorum.)

Evimizin yılın 8 ayı soğuk olması sebebiyle çocukların sıklıkla kullandığı yün kıyafetleri ise ya sabunla elde, ya da yünlülere özel zeytinyağı bazlı organik çamaşır deterjanı ile makinede yıkıyorum.

Hassas kıyafetleri 40 derece sıcaklıkta yıkarken; havlu, iç çamaşırı, mutfak bezleri ve çarşaf-nevresim gibi bakteri-akar üreme riski yüksek olan çamaşırları 60 derecede yıkıyorum.

Çarşafları haftada 2 kere, çok sıcaklarda daha çok terlendiği için bazen 3 kere yıkıyorum. Bu da aslında ciddi bir iş yükü. Ancak çarşaflarda akar ve diğer alerjenlerin üreme riski yüksek. Aynı yatakta 4 kişi yattığımız için daha da çabuk kirleniyor 🙂 Lastikli çarşaf kullanmak işimi bir nebze kolaylaştırıyor.

Çamaşır kurutma işlemini ise güneşi bulduğum sürece açık havada, güneşe asarak yapmaya çalışıyorum. Ultraviyole ışınlar ile mikropların kırılması için ilave bir önlem bu da.

GENEL TEMİZLİK

Genel ev temizliğinde (yerler, halılar vb) kaliteli yağlardan yapılmış ve içinde koku olmayan arap sabunu tercih ediyorum. Cam temizliğinde ise sirkeli su kullanıyorum.

 

Kullandığım bu malzemeler sağlığa zararsız olduğu kadar doğaya da zararsız. Kullandığımız tüm temizlik malzemeleri atık sularla tekrar çevreye dönüyor. O yüzden temizlik malzemelerimizin doğal hayata, toprağa,  suya zarar vermemesi gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak adına çok önemli.

Leave a Reply

%d blogcu bunu beğendi: