“Bilim” ve “Akıl” Putperestlerine Mektup

Çevremde çok sayıda mevcut olan, bilim ve aklı putlaştıranlara mektup:

“Din benim hayatım. Yaratıcımıza, O’nun indirdiği kitaba ve O’nun resûlune imanım tam, elhamdulillah.

Din fıtri bir bilgidir, onu doğuştan itibaren kalbinde taşırsın. Ki bence günümüz materyalist/pozitivistlerinin düşündüğü gibi beyin değil, insanın en önemli organı kalbidir.

Kalbimizdeki kirliliklerden dolayı (işlenen günahlar, empoze edilen şeytani düzen vs) insanların çoğu bu fıtri bilgiden koparılmıştır. Kendilerine tapacak putlar bulup onlara iman ederler. Kiminde bu bir lider olur, kiminde kendi aklı olur, kiminde bilim olur, kiminde para olur. Putlar çok günümüzde.

Ama Rabbimiz sadece dilediğine hidayet eder. Kendi kibrinden dolayı Rabbinin varlığını inkâr edenlerin ise “kalpleri mühürlüdür”. “Her şeyi ben bilirim/bulurum/yönetirim” kibrini yenmedikçe de kalbinde varolan bu bilgiye asla ulaşamaz.

Tabii sen şimdi diyeceksin ki, “bana kanıt getir” =) Yok öyle bir şey. Aklın da sınırları var maalesef. Rabbimiz “aklınızı kullanın” der bize sık sık; ama bu aklın idrak edemeyeceği şeylerin olmadığına işaret etmez.

En başta da Yaratıcımızın bilgisi. Bunu asla akılla anlayamazsın. Ancak ve ancak, (maddi ve manevi toksinlerden yeteri kadar arındırdığında) KALBİNDE hissedebilirsin.

İşte bunun için, bunları görebilme gücü için hidayet diliyorum çevremdeki herkese.

Ben sadece sizlerin iyiliğini istediğim için sana bu daveti yapmak istedim. “Senin dinin sana, benim aklım bana” diye cevap yazabilirdin; ama bazı etiketler yapıştırmayı uygun görmüşsün (“gerikafalı”, “saçma”, “akılsızlık”, “körü körüne bağlanma”, “bilimselliğin tam tersi” vs).

Sen böyle görüyor olabilirsin, ancak ben bunların hiç biri değilim. Tam tersine etrafımda gördüğüm, aklını kullanan, şüphe eden, okuyan araştıran sorgulayan çok az sayıdaki insandan biriyim.

Oğlum doğduğunda başladım okumaya araştırmaya ve sorgulamaya. Aşılar konusunu o zaman keşfettim. 1 yaşında teşhis aldıktan sonra araştırmalarım arttı ve ANA AKIM BİLİMİN söylediği pek çok şeyin aslında yanlış olduğunu gördüm (özellikle tıp, sağlık alanlarında; benim en çok araştırmam bu alanda oldu çünkü. Kimbilir başka ne yalanlar uydurmuşlardır.)

Sen diyorsun ya “Ben çok şüpheciyim, aklımı kullanırım, bilime inanırım”. O zaman neden:
  • aşıların içindeki toksik maddelerin sebep olduğu hastalıklar,
  • hasta olduğunda yavruna verdiğin ilaçlar/antibiyotiklerin vücuda verdiği zararlar,
  • ya da evinizde 7/24 çalışan WiFi sinyallerinin sebep olduğu DNA hasarı

gibi BİLİMİN KANITLADIĞI, haklarında yüzlerce makaleler bulunan ve binlerce bilim insanının bangır bangır yazıp anlattığı konular hakkında HİÇ ŞÜPHE DUYMUYORSUN???

Şüpheciliğin sadece ANA AKIM MEDYAnın sana çizdiği sınırlar içerisinde mi geçerli yoksa?

Televizyon kanalları, gazeteler, radyolar, webdeki bir sürü sayfa sana:

“aşılar güvenlidir”, “sağlık için gereklidir”,
“pandemi vardır”, “çok ölümcüldür”,

“onun için dünya tarihinde ilk defa kullanılan ve henüz hiç bir güvenlik kontrolü tamamlanmamış olan mRNA enjeksiyonlarını olmanız tek çaredir”

vs türlü yalan söylerken; SENİN GİBİ ŞÜPHECİ BİR İNSANIN, hele ki bir de emanet olarak verilmiş bir evladı varken ve tüm bu yalanların tam tersini kanıtlayan sayısız bilimsel kaynak da mevcutken, tüm BUNLARI SORGULAMAMASI NEDEN?

“Doğruyu bulma ile ilgilenen bir insan” olarak, neden bu konularda tek bir tarafı dinleyip, diğer taraftan seslerini küresel medyada duyuramayan/sansürlenen/susturulan onbinlerce bilim insanına kulak tıkıyorsun? Hiç araştırdın mı onların ne dediklerini?

Doğruyla ilgilendiğini söylüyorsan ve sorumluluğun altında sağlığı/canı söz konusu olan bir yavru var ise; bence çok şüphe duymalı ve çok araştırmalısın. 

Ben zamanında kaynak paylaşımı yapmıştım; ancak ilgilendiğinizi tahmin etmiyorum. Vicdanen ben görevimi yaptım. Gerisi sizin “şüpheciliğinize, araştırma/sorgulamanıza ve doğruya ulaşma gayretinize” kalmış.

Benim çocuklarıma sıklıkla söylediğim söz: “Bu dünyanın en çok ihtiyaç duyduğu şey Allah korkusu olan, Allah’a tam iman etmiş Müslüman bilim adamlarıdır”.

Beni etiketlediğiniz gibi asla “bilim karşıtı” değilim.

Ben ruhunu şeytana satmamış, belli güç odaklarına (bkz. ilaç firmaları, devletler vs) hizmet etmeyen; sadece ve sadece hakkın, doğrunun peşinde olan bilimi istiyorum ve destekliyorum. Siz beni çok yanlış anlamışsınız, bunu düzeltelim. Çocuklarıma bilim anlatmaktan, beraber araştırıp, sorgulamaktan ve öğrenmekten acayip zevk alıyoruz bilakis.

Benim için “üzülmeyin” ya da “korkmayın”. Ben sizler için dua ediyorum. Rabbimin kalplerinizdeki mühürleri açmasını ve hidayete tâbi kılmasını diliyorum. Ancak yine Rabbimden biliyorum ki “insanların çoğunluğu bilmez, inkâr eder ve hüsrandadır”.

Sana “lekum dinikum ve liye din” diyorum. Yani “senin dinin sana ve benim dinim bana”. Bundan sonra sana İslâm davetiyle ya da aşılarla ilgili bir konuda yazmam, endişe etme.

Seni ve aileni Allah’a emanet ediyorum. Selametle kalın.”

Leave a Reply