Belgesel: Dünyayı Kim Yönetiyor?

Bir avuç mega şirket hayatımızın her alanına hükmediyor; yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz veya kullandığımız her şeye. Dünyanın parasının kontrolü onların elinde.

Hangi sektöre bakarsanız bakın, en büyük hissedarlar ve dolayısıyla karar vericiler aynıdır: Vanguard, Blackrock, State Street ve/veya Berkshire Hathaway.

En üstte Vanguard ve Blackrock var. Blackrock’un en büyük hissedarı, benzersiz yapısı nedeniyle hissedarlarının kimliğini ifşa etmeyen Vanguard’dır.

Dünya nüfusunun %99’un sahip olduğu toplam servet, dünyanın tepesindeki %1’lik elit grubun elinde (Oxfam 2016). Bu durumda dünyadaki monopoly’nin yani Vanguard firmasının sahipleri dünya nüfusunun %0.001’ini oluşturan gezegenin en zengin insanları.

İsim olarak söyleyecek olursak, “dünyanın şeytana tapan yöneticileri” şu aileler: Rothschild’ler, Rockefeller’lar, Bush ailesi, DuPont ailesi, Morgan ailesi.

Piramidin en tepesindeki bu aile grubunun altında onlara hizmet eden emir eri kişiler de bulunuyor elbette. Bill Gates, Elon Musk, İngiliz kraliyet ailesi, Clintonlar, Obama bunlara örnek. Tepeden aldıkları emirleri harfiyen yerine getiren şeytan askerleri…

Bu satanist aileler tüm dünyadaki sistemi özellikle son 100-150 yıl içinde o kadar iyi yerleştirmişler ki, şimdiye kadar insanlık için kurdukları hain planları uygulayabildiler.

Kendilerini deşifre etmek isteyenleri (John F. Kennedy, John Lennon, Tanzanya lideri Magufuli, elitlerin satanist pedofili ve adrenochrome rezaletlerini deşifre eden aktör Isaac Kappy, aşıların zararlarını anlatan Dr. Bradstreet gibi bütünsel doktorlar, ünlü yazılımcı John McAfee ve daha nicelerini) ise suikastlerle ortadan kaldırdılar.

Onların kurdukları, finanse ettikleri ve kontrol ettikleri örgütleri duyunca şaşırmayacaksınız çünkü yeryüzündeki bütün fitneler ve şer bu örgütler aracılığıyla çıkarıldı:

1) Birleşmiş Milletler (UN)
2) Dünya Sağlık Örgütü (WHO)
3) Dünya Ekonomik Forumu (WEF)
4) IMF ve Dünya Bankası
4) UNICEF
5) Greenpeace
6) FDA
7) CDC
8) NATO

 

Dünya üzerindeki tüm fakirliğin, açlığın, sefaletin, savaşların ve zulümlerin sebebi bu ailelerdir.

Kendi geliştirdikleri biyolojik silah virüs ile insanlığı sahte bir pandemi ile korkutarak 2030 için kurdukları hain planlarını uygulamaya başlamışlardır. Bunları açık açık hem Birleşmiş Milletler hem WEF’te ve devlet başkanları üzerinden zaten söylemektedirler.

Bu insi şeytan ailelerin, kurdukları paravan sözde yardım (!) kuruluşlarının bağırıp çağırdığı gibi gerçekten dünya üzerinde sefaleti bitirmek ve insanlara iyilik etmek gibi bir niyetleri olsaydı, şimdiye kadar bu çoktan gerçekleşirdi.

Bu küresel satanist elit ailelerin, kendi ürettikleri toksik yiyeceklerden, aşı ve ilaçlardan zehirlenen bizleri; kendi kurdukları endüstriyel düzen sebebiyle zehirlenen doğayı kurtarmaya, yani bindikleri dalı kesmeye asla niyetleri yok.

Ancak dünyadaki karanlık gelişmeler bize gösteriyor ki, şeytanın istediği, kendinde toplanan gücü daha da arttırarak tüm insanlığı kayıtsız şartsız kendine köle hâle getirmek. Artan dünya nüfusu ile baş etmek ve sahip oldukları gücü muhafaza edebilmek için bu insi şeytan ailelere göre tek yol Yeni Dünya Düzeni (New World Order) ile tüm ülkelerin tek bir yerden (onlardan) emir aldığı, tek bir dünya devleti kurmak.

İşte bu zalim insi şeytanların, küresel elitlerin en büyük korkusu insanlığın “uyanması” ve dünyada olup bitenlerin arkasında onların olduğunu anlamaları. O yüzden sansür, insanların arasına mesafe koyma, her ülkede kendi kurdukları sözde muhalefet-iktidar partileri çatışması ile halkları uyutma ve direkt güç kullanma (şeytanın askerleri polisler ve ordular aracılığı ile) gibi susturma, baskı ve zulüm yöntemlerine başvuruyorlar hepimizin şahit olduğu üzere.

Şimdiki hedefleri “You will own nothing, but you will be happy”. 2030’a kadar bunu başarmaya çalışıyorlar. Yani hiçbirimizin hiçbir şahsi mülkiyeti olmayacak. Onlara biatımız sonucu kapımıza ihtiyacımız olan her şeyi getirecekler. Yani eğitilmiş köleler olacağız. Onların dilediği aşıyı olmayanlara aş olmayacak, iş olmayacak, ev olmayacak mesela.

Gerekirse günde sadece 1 tane zeytin yiyeceğiz, ancak ruhumuzu Şeytan’a satmayacağız. Gerekirse açıktan öleceğiz, ki ben bu durumda açlıktan ölmeyi Rabbimiz şehadet kabul eder diye ümit ediyorum, ancak bâtıla ve Şeytan’a boyun eğmeyeceğiz. Benim ve ailemin kararı budur. Kanımızın, canımızın son damlasına kadar bu şeytani düzene ve hain planlarına karşı koyup mücadele edeceğiz. Hakkı, adaleti, iyiliği yaymaya; kötülükten sakındırmaya Allah izin verdiği müddetçe devam edeceğiz.

O yüzden “Great Reset”e karşı “Great Awakening” ile geliyoruz. Bu bilgileri herkesle paylaşmak boynumuzun borcu. Onlar sadece %1, biz ise %99’uz. Hepimiz dünyadaki bu şeytani zulme karşı el ele verirsek daha fazla adım atamayacaklar ve teslim olacaklar. Ve onları yargılayacağız. Allah’ın izniyle hepsinin tek tek bu dünyada hesap vermelerini ve cezalarını çekmelerini sağlayacağız; ta ki Cehennemdeki ebedi azaplarına kavuşana dek.

Onların ürettiği gıdaları midemize sokmayacağız;
onların ürettiği aşıları, ilaçları olmayacağız;
onların oyuncağı olan medyadan (TV, gazete, netflix, müzik, film-dizi ne şerli şey varsa) uzak duracağız;
onların yalanlarına kanmayacağız;
onların faiz ve ekonomi tuzaklarına düşmeyeceğiz, bankalara para yatırmayıp altın biriktireceğiz, kredi kartları kullanmayacağız;
onların “eğitim” denen “beyin yıkama ve köle yetiştirme” sistemlerine çocuklarımızı sokmayacağız,
onların engellediği bağımsız, insanlık yararına teknoloji geliştiren bilime, bilim insanlarına destek olacağız.

 

Ve en önemlisi, tüm bu yollar ile onların bizi davet ettiği Şeytan’a yönelmeyeceğiz. Şimdiye kadarki günahlarımız için tevbe edip, Rabbimizin rahmetine sığınacağız. Tevhid ile, şirk koşmadan Rabbimize yöneleceğiz ve bu hak mücadelemizde O’nun yardımı için kalplerimizi Allah subhanehu ve teâlâ’ya döndüreceğiz.

“Şayet Allah size yardım ederse sizi yenecek hiç kimse yoktur. Sizi yardımsız bırakacak olursa (Allah’a rağmen) size yardım edecek kim vardır? Müminler yalnızca Allah’a tevekkül etsinler.”(3/Âl-i İmran 160)

Eğer insanlık bunları yaparsa, bebek adımları ile bile başlasak, her birimiz öncelikle, yukarıda saydıklarımdan kendisine en kolay gelen sadece bir yöntem ile bile başlasa, bu şeytani çarkın dişlileri arasından kurtularak Allah’ın izniyle biz kazanacağız.

“If you want a picture of the future, imagine a boot stamping on a human face—for ever. The moral to be drawn from this dangerous nightmare situation is a simple one. Don’t let it happen. It depends on you.” ~George Orwell

Özet olarak aktarmaya ve yorumlamaya çalıştığım bu 1 saatlik belgesele vakit ayırmanızı gönülden diliyorum. Dünya üzerinde her insanın izlemesi gereken çok önemli bir belgesel. İngilizce ve altyazısı var. Ve sadece 1 saat. İnşallah hayatınızı değiştirecek 1 saat. “Monopoly: Who Owns The World”

https://rumble.com/vmyx1n-monopoly-who-owns-the-world-documentary-by-tim-gielen.html

 

Leave a Reply