Açık Mektup

Sansürcü facebook’un hesabıma koyduğu 30 günlük kısıtlama sona erdi. Aşı gerçeklerini, gıda gerçeklerini, din gerçeklerini anlatanların hesaplarının/paylaşımlarının sansürcü medya (bkz. google, facebook, instagram) tarafından yavaş yavaş silinmesi, batılın hakka olan saldırısının sadece bir parçası.
———————————
Kıymetli AKRABALARIM ve arkadaş listemde olup da paylaşımlarımı gören herkes:
Burada yaptığım paylaşımların özü, batılı red hakka davet çağrısı, bundan sonra da değişmeyecek Allah’ın izniyle. Kitabımız Kur’anı Kerim’in dili olan Arapça içeren paylaşımlar da yapacağım. (bkz. biraz önce eklediğim Kelime-i Tevhid).
Diyeceğim o ki, bu paylaşımları görmekten rahatsız oluyorsanız ya da Arapça alerjiniz var ise, lütfen takibi bırakın, arkadaşlıktan çıkın. Böylece sizler de ben de daha mutlu oluruz. “Aa o benim akrabamdı, arkadaşımdı” diye zerre darılmam üzülmem inanın. Bilakis, artık benim paylaştıklarımdan rahatsız olmayacağınız için mutlu olurum.
Kıymetli AKRABALARIM, burada yazılarımı okuyup rahatsız olmaya devam etmeyi tercih edecekseniz; sizden ricam annemle babamı aramayı bırakın da bana telefon açın. Merak etmeyin onların her şeyden haberleri var, siz iletseniz de iletmeseniz de. Beni arayın, hasbihâl edelim.
————————————-
Şimdi gelelim işin özüne:
  • “Her kim Allah’ın indirdikleriyle hükmetmezse onlar kâfirlerin ta kendileridir.”
(5/Mâide-44)
  • “Her kim Allah’ın indirdikleriyle hükmetmezse (onlar) zalimlerin ta kendileridir.”
(5/Mâide-45)
  • “Her kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse (onlar) fasıkların ta kendileridir.”
(5/Mâide-47)
Bu ayeti kerimeler daha ne kadar muhkem (açık ve kesin hüküm veren) olabilir sizce?
Şu anda yönetildiğimiz kanunları kimler yaptı? Bir düşünün. O zaman şu andaki ve uzunca bir süredir başımızdaki yönetim kâfir değildir de nedir? Bu yönetimlere oy veren, onları destekleyenler de bu küfre ortak olmuyorlardır da ne yapıyorlardır sizce?
Evet sevgili Müslüman kardeşler, OY VERMEK ŞİRKTİR. Hüküm koyma yetkisini tek sahibi olan Allah subhanehu ve teâlâ’dan alıp, O’nun yarattığı aciz insanlara vermektir. Allah’ın haramlarını (faiz, zina, kumar, alkol) helâl kılan zalimlere, müşriklere fırsat vermektir.
Demokrasi denen şey, halkları “bakın siz kendi kendinizi yönetiyorsunuz” diye uyutmak için kullanılan bir küfür aracıdır. Başınıza kim geçerse geçsin, içinde bulunacağınız durum şu andaki durumunuzdan daha iyi olmayacaktır. Daha kötüsüne gittiğini de şimdiye kadar çoktan farketmiş olmanız gerekir.
—————————————-
Ben bir Müslüman olarak Rabbim Allah subhanehu ve teâlâ üzerine başka bir hüküm koyucu tanımıyorum, tanımak istemiyorum.
İster meclis, ister vekil, ister cumhurbaşkanı olsun. Hepsi bu küfür sisteminin baş elemanlarıdır. Hatta, din, Allah diyerek, Kur’an okuma görüntülerini TV’lerde yayınlatarak “kuzu postunda kurt” olup, at izini it izine iyice karıştırmaktadır bunlar. Kur’an ile amel etmeyip, Allah’ın emirlerinin tam tersini yaparsan neyleyim ben senin boş laf ve görüntülerini?
———————————–
Bu küfür düzenini getiren M. Kemal baş kâfirlerdendir. Hâlâ ben Müslümanım deyip M. Kemal’e tapanlar, sevenler var ise kendini bir yoklasın. Ya Müslüman değildir, ya da asrın tağutunu sevmiyordur. İkisinin bir arada olması mümkün değil.
M. Kemal çok açık ve net bir şekilde Allah’a inanmadığını, Kur’an’a inanmadığını, Peygambere inanmadığını bir çok yerde yazmış, ifade etmiştir. Kâfirliğini elbette sadece kendine saklamamış, bir devlet politikası hâline getirerek Müslüman bir toplumu en etkin şekilde ifsad etmeyi başarmıştır.
  • “Allah’a ve ahiret Gününe iman eden bir topluluğun -babaları, oğulları, kardeşleri, aşiretleri dahi olsa- Allah ve Resûl’üne düşman olanlara sevgi beslediğini göremezsin.”
(58/Mücadele-22)
O hâlde ya Allah’a iman edenlerden olacaksınız, ya da asrın tağutuna, milli put’a tapanlardan olacaksınız. Orta yolu yok bunun.
———————————-
“Ya bu kadın da her şeye muhalefet ediyor” diyenlere. Evet muhalefetim. Çünkü şu anda küresel düzen tamamen İblis ve onun hizmetkârları tarafından yönetiliyor. EKİNLER VE NESİLLER İFSAD EDİLİYOR. Aynen Rabbimizin dediği gibi.
Tarım zehirleri, GDO’lar, tıp ve ilaç ve aşı sanayileri, virüs bahanesiyle getirilmeye çalışılan diktatör yönetimler. Ben uzun yıllardır bunların hepsine karşı çıkıyordum şimdi daha da şiddetle karşı çıkıyorum. Çünkü bu küresel baronlar bu şeytana tapanlar, şeytani emellerini gerçekleştirmek adına tiranlıklarını, zorbalıklarını ve zulümlerini 2020 senesi başından beri giderek artan bir hızla çoğalttılar.
Batılın sesi nasıl bastırılır? Elbette Hak ile. Hakkı öğrenip, yaşayıp, uygulayıp, insanlara Hakkı duyurmaya çalışarak.
————————————-
Nesiller nasıl ifsad ediliyor?
– Bebeklikten itibaren onlarca doz vurulan aşılar ile (çocuklarınızı aşılatmayın)
– Hastalıkta tıp sanayi tüccarlarının (doktor demeye dilim varmıyor) verdiği zehir ilaçlarla (çocuklarınızı ilaçlardan koruyun, evet araştırma, emek ve zahmet verme gerekiyor, ama zahmetsiz rahmet olmuyor)
– Genetiği değiştirilmiş, zehirlere bulanmış gıda demeye dilimin varmadığı şeyleri yedirerek (çocuklarınızı temiz ve helâl gıdalarla besleyin)
– Başlıca beyin yıkama merkezleri olan okullarda, sisteme köle yetiştirmeye, düşünmeyen-ezberleyen, araştırmayan-sorgulamayan, öğrenme şevki kırılmış, ahlâki değerleri yozlaşmış, tağuta kulluk etmeye programlanmış nesiller yetiştirmeye yönelik programlar uygulayarak (çocuklarınızı okullara göndermeyin, fıtratlarına uygun eğitimi siz verin)
Allah’ın yarattığı fıtratı değiştirmeye and içen kim? Ekini ve nesli ifsad etmeye and içen kim? Şeytan elbette. O hâlde Şeytan ve onun yönetimindeki küresel güçlere ve tamamen onların kontrolündeki GIDA, EĞİTİM, TIP, DEVLET YÖNETİMLERİNE mi inanıp onların dediklerini yapacaksınız (ve sonunda hüsrana uğrayacaksınız); yoksa yaratıcımız Allah’a iman edip onun emirlerine mi uyacaksınız?
  • “Onlar, Allah’ı bırakıp da birtakım putlara dua ederler. (Gerçekte) onların dua ettiği inatçı şeytandan başkası değildir.
  • Allah ona lanet etmiştir/etsin. Dedi ki: “(Kasem olsun ki) senin kullarından belirlenmiş bir pay edineceğim.”
  • “Onları saptıracağım, onları (boş) kuruntularla oyalayacağım, onlara emredeceğim hayvanların kulaklarını kesecekler, onlara emredeceğim Allah’ın yarattığı (fıtratı) değiştirecekler.” Kim de Allah’ı bırakıp şeytanı dost edinirse, hiç şüphesiz apaçık bir hüsrana uğramış olur.”
(4/Nisa-117,118,119)
———————————-
Allah’ın yarattığı fıtratı bozmamaya çalışmak bu ahir zamanda inanılmaz bir güç istiyor, doğru. Çünkü bize TV’lerde, gazetelerde, marketlerde, hastanelerde, okullarda, bankalarda sunulanlar şeytan işi. Çaba göstermek, elden geleni yapıp Allah’a tevekkül etmekten başka çare yok.
Müslümanlara bunları anlamak için feraset diliyorum.
  • “Sen sevdiğini hidayet edemezsin, fakat Allah dilediğini hidayet eder. O, kimin hidayete (uygun olduğunu) en iyi bilendir.”
(28/Kasas-56)
Umulur ki Allah’ın hidayet dilediği kullarından olalım, kalbini ve beynini mühürlediklerinden değil.
Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi; Allah’a koşulsuz iman etmiş, O’na ortak koşmayan, araştıran sorgulayan ve kendini/ailesini ahir zaman fitnelerinden sakındırmaya çalışan muvahhid/tevhid ehli Müslüman kardeşlerimin üzerine olsun.
—————————
Not: Batıl destekçisi sansürcü facebook yine hesabımı kısıtlayabilir. Gerçi bu yazımda Halis Bay****uk adını yazmamıştım ama belli olmaz. Artık hakkı anlatanları şifreli yazacağız demek ki.
Çok konuşulan virüs aşısı hakkında da iki söz etmeden geçmeyeyim. Aklı başından gitmiş, zihni ve kalbi bulanmış, medya ve devlet teröründen etkilenmiş olanlar koşarak gidip bu mRNA aşısını vurdurarak insanlıktan çıkıp farklı bir tür olma yoluna girsinler, Allah’ın verdiği fıtratı şeytanın emriyle bozsunlar. Onlara da ancak bu yakışır.

Leave a Reply