10 Kasım

Dedi ki: “Haydi git/defol! Sen hayat boyunca ‘La misas! (Kimse bana dokunmasın, ben de kimseye dokunmayayım.)’ diyeceksin. Ve senin asla şaşmayacak (helak olacağın) bir zamanın vardır. Şimdi de sürekli başında beklediğin ilahına bak! Andolsun ki onu yakacak, sonra da (küllerini) denizde savuracağız.”
Sizin ilahınız ancak Allah’tır… O ki O’ndan başka (ibadeti hak eden) hiçbir ilah yoktur. Her şeyi ilmiyle kuşatmıştır.
(20/Tâhâ 97-98)

 

Tevhidle tanışmış, iman etmiş bir toplumu tekrar şirkin kucağına atan, putperestliğe yönelten Samiri’ye Hz. Musa aleyhisselamın verdiği şiddetli tepkiyi; biz de çağımızın kâfir tağutlarına gösterebiliyor muyuz Müslimler olarak?

Bin yılı aşkın süredir İslâm’ı yaşayan bir milleti, son 100 yılda küfrün ortasına iten, putperestliğe iten asrın kâfir tağutuna “lâ” diyebiliyor muyuz korkmadan cesaretle?

 

Kâfirlerin türleri vardır. Bazıları azgın kâfirdir. Azgın kâfirler Allah’ı, kitabını ve resulunü inkâr etmekle kalmaz, bu kutsallara saldırır ve hakaretler ederler. İşte M. Kemal de tam bir azgın kâfirdir. Bu nedenle bütün Müslimlerin nefretini kazanmıştır.

 

Kendisi ateist olmakla yetinmemiş, Allah’ın kitabına, elçisine, dinine kendi yazdığı kitap ve makalelerde hakaretler savurmuş; ve iman etmiş bir toplumu İslâm’dan ve tevhidden uzaklaştırmak için sözde inkılâplarıyla büyük bir çaba göstermiş ve maalesef ki başarılı da olmuştur.

 

Ancak biz iman ediyoruz ki Allah azze ve celle’nin bilgisi dışında tek bir yaprak bile düşmez. Bu kâfir putun Müslimlerin başına getirdiği bu zulüm Rabbimizin bir imtihan vesilesidir. Türk halkının büyük çoğunluğu bu azgın kâfire beslediği sevgi, ettiği tazim sebebiyle bu imtihanda sınıfta kalmıştır.

 

Unutmayın kardeşler, Allah azze ve celle’nin bizden istediği bu dünyada adil şahitler olmamız ve hakkın yanında küfrün karşısında durmamızdır; iyiliği emretmemiz kötülükten sakındırmamızdır.

“Ben Müslim’im” diyen herkes bu görevini yerine getirseydi, 100 yıl önce şeytanın çabalarıyla kurulmuş olan bu tağuti düzen çoktan yıkılmıştı. Ve Türk halkı müşrik bir topluluk olmaktan kurtulup, tekrar vahyin aydınlığına, Allah’ın en büyük nimeti olan tevhidi anlayıp-yaşama şerefine kavuşmuştu.

Hâlâ geç değil putları yıkmak için, gaflet uykusundan uyanmak için.

Şirkin en ufak bir ihtimali karşısında dahi Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın gerekirse Peygamberine nasıl bir tavır alacağı ayette açık ve net gözümüzün önüne serilirken, günümüz toplumunda putlara tapınan, onları yücelten, onlara toz kondurmayan ve onları ilah gören müşrikleri gördükçe tüylerim diken diken oluyor. Şimdiye kadar bu toplumun yaşadığı musibetler işlenen bu büyük küfür karşısında az bile.

 
“Neredeyse sana vahyettiğimizden başkasını, bize karşı uydurasın diye seni fitneye düşüreceklerdi. (İstediklerini verdiğin takdirde) o zaman seni dost edinirlerdi.
Şayet (ayağını) sabit kılmasaydık, neredeyse onlara az bir şey meyledecektin.
 
O zaman biz sana, hayatın da ölümün de katmerli azabını tattırırdık. Sonra bize karşı kendine bir yardımcı da bulamazdın.”
(17/İsrâ 73-75)
 

Allah azze ve celle’nin lâneti, bu toplumu küfür yoluna sokan, onu tevhidden uzaklaştıran baş kâfir tağut, onun kukla oynatıcısı olan küresel elitler ve onun yardımcı ve yaltakçıları üzerine olsun. Ateşleri bol olsun. Zalimler için yaşasın cehennem.

Allah’tan bu kâfirlerin açtığı küfür yolunda ilerleyen ve Müslüman olduklarını sananlara samimi şekilde hidayet, feraset ve basiret dilerim.

İsterlerse alınları secdeden kalkmasın, Allah’a şirk koşmaya devam ettikleri müddetçe ibadetlerinin hiçbir geçerliliği olmadığını Rabbimiz söylüyor.

 Andolsun ki sana ve senden önceki (resûllere): “Şayet şirk koşarsan bütün amellerin boşa gider ve mutlaka hüsrana uğrayanlardan olursun.” diye vahyedildi.
(39/Zümer 65)

 

“Hayır, Allah’a yemin ederim ki, ya iyiliği emreder, kötülükten nehyeder, zâlimin elini tutup zulmüne engel olur, onu hakka döndürür ve hak üzerinde tutarsınız; ya da Allah Teâlâ kalplerinizi birbirine benzetir, sonra da İsrâiloğullarına lânet ettiği gibi size de lânet eder.” (Ebû Dâvûd, Melâhim 17; Tirmizî, Tefsîru sûre (5), 6, 7)

Rabbim, hakkı hak bilip sadece hakka tâbi olmayı nasip et. Bâtılı bâtıl olarak tanıyıp ondan tümüyle sakınanlardan ve ona karşı savaşanlardan eyle bizleri. Allahumme amin.

Leave a Reply